Elektromanyetik Radyasyon Her Yerde! Sevdiklerinizi Koruyun!
Cep telefonundan bilgisayara, tv’den tıraş makinesine kadar tüm teknoloji ürünlerinin (baz istasyonu, yüksek gerilim hatları vb) yaydığı elektromanyetik radyasyon, başta kanser olmak üzere beyin tümörü, alzheimer, ms, DNA kırılması, cinsel sorunlar, obezite gibi hastalıklar yaptığı bilimsel verilerle kaygı verici noktadadır. Emcare Ürünleri; yaşam alanlarımızda sürekli maruz kaldığımız, önemsemedimiz, yanlış değerlendirdiğimiz, görünmeyen, ömrü belirsiz, sessiz ve ölümcül bir güce sahip çok yaygın bir kirlilik olan; Elektromanyetik Radyasyona karşı sizi ve sevdiklerinizi %99 oranında korumak için üretilmiş patent korumalı ürünlerdir. Elektromanyetik Radyasyonun zararları ile ilgili son dakika bilgiler için http://www.emf.news ve http://www.naturalnewsblogs.com sitelerini ziyaret edebilirsiniz.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan açıklamaya göre; hayatımızı kolaylaştıran teknoloji ürünlerinin yaydığı Elektromanyetik Radyasyon, en çok kafatası kemikleri, beyin sıvıları ve vücutları tam olarak gelişmemiş çocuklar ve ergenlik çağındaki gençler olmak üzere tüm insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini kanıtladı. Başta kanser olmak üzere beyin tümörü, alzheimer, obezite, MS, göz ve beyin hastalıkları, cinsel sorunlar, erken yaşlanma, hafıza kaybı, baş ağrısı, kronik yorgunluk, depresyon ve uyku bozuklukları gibi hastalıklar yaptığı bilimsel verilerle kaygı verici noktadadır.” Prof. dr. erkan topuz "sürekli radyasyona maruz kalıyoruz. cep telefonlarından bilgisayarlara, tv'den tıraş makinesine kadar tüm elektronik aletlerde radyasyon var. dünyada ve ülkemizde de kanser son süratle artıyor. şimdi her 4 kişiden biri kanser olacak. burası kesin”.

Elektromanyetik Radyasyon Nedir?

Elektromanyetik radyasyonun oluşmasına sebep olan yeni teknolojik ürünleri günlük yaşamımızda yoğun olarak kullanmaktayız. Sağlık alanında, güvenlik sistemlerinde ve yaşamımızı kolaylaştırıp konfor sağlamaları için elektromanyetik dalga yayan ürünlere bağlı duruma geldik.
Yüksek Gerilim Hatları, TV ve bilgisayarlar, FM ve TV vericileri, mikrodalga fırınlar, mobil telefonlar, mobil telefon baz istasyonları ,kablosuz telefonlar, uydu antenleri ve verici antenler, radar antenleri, bluetooth, kablosuz internet, kablosuz ses ve görüntü sistemleri vb.). Fakat, hayat standartımızı yükseltirken, elektromanyetik radyasyonun canlı organizmayı etkilemesi gibi bir faturayı da ödemekteyiz. Elektromanyetik enerjinin kullanımı hızla artarken bizler de her geçen gün daha fazla Elektro-manyetik radyasyona maruz kalıyoruz, yani Elektromanyetik kirlilik artıyor.

Radyasyon (ışıma) nedir?

Radyasyon (ışıma) genel anlamda enerjinin uzayda dalgalar ya da tanecikler (fotonlar) halinde yayılmasıdır. Isı, ışık ve radyo dalgaları günlük yaşamdan bildiğimiz ışıma yoluyla yayılma örnekleridir. Evlerde ısınma amacıyla kullanılan radyatörler de isimlerini ısı yayıcı anlamına gelmek üzere aynı kökten alırlar.

İyonlaştırıcı radyasyon nedir? İyonlaştırıcı olmayan radyasyon nedir?

İyonlaşma, atomlardan ve moleküllerden elektron koparılmasıdır . Enerji yüklü fotonlardan oluşan elektromanyetik dalgalar, çarptıkları cisimlerden elektron kopararak iyonlaşmalarına yol açabilirler. Yüksek frekanslı ve dolayısıyla yüksek enerjili olan xışınları ve gama ışınları iyonlaştırıcı radyasyonlardır. Daha düşük frekanslı, bir başka deyişle düşük enerjili elektromanyetik dalgalar RF gibi ise iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak adlandırılırlar. Mobil iletişim sistemlerinin neden oldukları ışınım, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon bölgesi içinde yer almaktadır.

Bir noktadaki elektromanyetik enerji miktarı nelere bağlıdır?

Bir noktadaki elektromanyetik enerji miktarı, kaynağından olan uzaklığa, kaynağın etkin çıkış gücüne ve yayılım ortamına bağlıdır.
Elektromanyetik dalgalar binaların içine girebilir mi? Binaların herhangi bir zayıflatıcı etkisi var mıdır?
 Elektromanyetik dalgalar binaların içine girebilirler. Bütün cisimler elektriksel iletkenliklerine bağlı olarak elektromanyetik dalgaları yansıtma ya da geçirme özelliğine sahiptir. Elektromanyetik dalgalar, bina duvarından geçerken havada yayılmalarına göre enerjilerinin daha büyük bir kısmını kaybederek zayıflarlar.

Günlük yaşamımızda kullandığımız cihazlar elektromanyetik enerji yayar mı? 

Elektrikle çalışan bütün cihazlar elektromanyetik enerji yayar. Günlük yaşamda sıkça kullanılan bazı ev aletlerinin ortamda neden oldukları elekrik alan şiddetleri Tablo 1’te örnek olarak verilmiştir. 

Çalışma gerilimi = 110 V , çalışma frekansı = 60 Hz, uzaklık = 30 cm [6]
Cihaz Elektrik Alan Şiddeti (V/m) Elektrikli battaniye 250, Su ısıtıcısı 130, Müzik seti 90, Buzdolabı 60, Ütü 60, Mikser 50, Ekmek Kızartıcısı 40, Televizyon 30, Kahve Makinası 30, Elektrikli Süpürge, 16, Elektrikli Süpürge 16 Bazı ev aletlerinin neden oldukları elektrik alan şiddetleridir.

ELEKTROMANYETİK ALAN NEDİR ?

Elektrik ve elektromanyetik alanlar doğada kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Doğal elektromanyetik alan, yer küre etrafında kuzey-güney doğrultusunda mevcut olup kuslar ve balıkların yön bulmalarına yardımcı olan ancak gözle görülemeyen dalgalardan olusmaktadır. Doğal elektrik alan ise atmosferde meydana gelen yıldırım, simsek olusumları ile lokal olarak ortaya çıkmaktadır. Doğal elektrik ve elektromanyetik alanların yanı sıra insan yapımı kaynaklardan yayılan elektrik ve elektromanyetik alanlar günlük hayatımızda tüm çevremizi kaplamıs bulunmaktadır. İnsan yapısı kaynaklar arasında X ısınlarının kaynağı olan röntgen cihazları, düsük frekanslı elektromanyetik dalga kaynağı olan elektrik soketleri, yüksek frekanslı radyo dalgaları yayan TV anteni, radyo istasyonu veya mobil telefon istasyonları gibi veri iletim hatları yer almaktadır.
Bir iletken üzerinden geçen akım siddeti ve gerilim seviyesine bağlı olarak, bu iletkenin bulunduğu ortama elektrik alan ve manyetik alan yayılmaktadır. Ev ve isyerlerinde yasamı kolaylastırıcı olarak kullanılan elektrikli cihazların tümü birer elektromanyetik (EM) alan kaynağıdır. Elektromanyetik alanlar hassas elektronik cihazlar üzerinde etki yaparak bu cihazların doğru çalısmasını engellemekte, parazit olusturup göstergeleri bozarak hatalı değer okunmasına neden olabilmektedir Bu olumsuz etkileri önlemek için elektrik ve manyetik alan ekranlama veya kalkanlama isleminin yapılması gerekmektedir.
Elektrik Alan ve Elektro Manyetik Alan
Elektrik enerjisi çağımızın en önemli enerji kaynaklarından birisini olusturmaktadır. Teknolojik gelismeler ve ekonomik kalkınmıslık düzeyine bağlı olarak, elektrikli araç ve gereçlerden yararlanma da her gün biraz daha artmaktadır. Bu ihtiyaçların karsılanması amacı ile yasam alanlarındaki elektrik ve elektromanyetik alan yoğunlukları da artmaktadır. Elektrik alan ortamdaki voltaj farklılıklarının sonucunda ortaya çıkmakta ve voltaj yüksekliğine bağlı olarak artmaktadır. Manyetik alan ise ortamdaki elektrik akımının varlığına bağlı olarak ortaya çıkmakta ve akım değerine bağlı olarak artmaktadır. Ortamda elektrik akımı olmaksızın voltaj varlığı elektrik alan olusumu için yeterli olup akımın varlığı ile elektrik alanın büyüklüğü değismezken ortamdaki manyetik alanın büyüklüğü güç harcamasına bağlı olarak artmaktadır. Tablo2 ’de elektrik alan ile elektromanyetik alan özellikleri karsılastırmalı olarak verilmektedir.

Elektrik alan siddeti voltaja bağlı olarak artar.
Olcu birimi (V/m)’dir.
Cihazların acma kapama  duğmeleri kapalı konumda bile olduğunda elektrik alan olusur.
Elektrik alan siddeti kaynaktan uzaklastıkca azalır.
Bina yapı malzemelerinin buyuk coğunluğu elektrik alan icin yalıtım etkisi yapabilir.

Manyetik alan siddeti akım arttıkca artar.
Olcu birimi (A/m)’dir. Ayrıca microtesla (μT) veya millitesla (mT) birimleri de kullanılır.
Manyetik alan olusumu icin ortamda elektrik akımı olusması gerekir. Yani cihazın acık konumda olması gereklidir.
Manyetik alan siddeti mesafe arttıkca azalır.
Manyetik alan siddetini azaltan malzeme sayısı son derece sınırlıdır.

Tablo 2. Elektrik alan ile elektromanyetik alan özellikleri karsılastırması

Elektromanyetik dalgalar dalganın; dalga boyu, frekansı ve hızı ile tanımlanır. Dalga boslukta ve madde içinde yayılabilen ritmik bir olaydır. Bir iple yaratılan dalga, bir tepe ve bir vadiye sahiptir. (Sekil 1). Her dalga belli bir dalga boyuna sahiptir. Bir tepeden bir tepeye veya bir vadiden bir vadiye olan toplam mesafeye bir dalga boyu adı verilir.

Elektromanyetik Spektrum

Elektromanyetik spektrum gama ısınlarından radyo dalgalarına kadar bilinen tüm elektromanyetik dalgaları içeren dizilimdir. Sekil 2’de görüldüğü gibi elektro manyetik spektrum içinde dalga boyları 1010 ile (elektrik dalgaları) 10-16 metre (kozmik ısınlar) arasında değismektedir. Bundan dolayı, çok düsük elektromanyetik dalga frekansları ile çok yüksek kozmik ısınların frekansları arasında frekanslar değisme gösterirler. En yüksek frekanslı dalgalar, en büyük enerjiye sahiptirler.

Sekil 2. Elektromanyetik spektrum

Spektrum üzerinde yer alan ısınlara ait genel tanımlar asağıda verilmektedir. Gamma ısınları: 0,01 nanometreden daha küçük dalga boylu ısınlar olup bir atom çekirdeğinin çapından daha küçük dalga boylu dalgalar içerirler. Elektromanyetik spektrum içinde en yüksek enerjili ve frekanslı bölgede yer alırlar. X ısınları: 0.01 ile 10 nanometre arasında dalga boyuna sahip ısınlardır (bir atomun boyu kadar).Morötesi (UV) radyasyon: 10 ile 310 nanometre arasında dalga boyuna sahip ısınlardır (yaklasık olarak bir virüs boyutunda). A, B ve C olmak üzere üç kısımda incelenirler. Kısa dalga boylu morötesi ısınlar zararlı olabilirler. Görünür ısık: 400 ile 700 nanometre dalga boyları arasındaki ısınları kapsar (bir molekül ile tek hücreli arası boydadırlar). Isık olarak tanımlanmakta olan elektromanyetik spektrumun bu küçük bölümü insan gözü ile görülebilir. Bu bölümde mor ile baslayan ve kırmızıyla biten renkler vardır. Kızılötesi (IR) radyasyon: 710 nanometreden 1 milimetre arası dalga boylarına sahip ısınları kapsar (iğne ucu ile küçük bir tohum kadar boyları vardır). Mikrodalga radyasyonu: 1 mm ile 1 metre arası dalga boylarına sahip ısınları kapsar. Radarlarda kullanılan çok kısa dalga boyuna sahip radyo dalgalarıdır. Aynı zamanda mikrodalga fırınlarda ve kablo gerektirmeyen uzak mesafe iletisimlerde kullanılır. Radyo dalgaları: 1 milimetreden uzun dalgalardır. En uzun dalga boyuna sahip olduklarından en düsük enerjiye ve sıcaklığa da sahipler. Radyo dalgaları her yerde bulunabilir: Bu dalgaların kaynakları elektrik titresimleridir. Telefon, televizyon ve radyoda bağlantı kablosu gerektirmeden kullanımı sağlar.
 
Kaynak : Electronic Journal of Textile TechnologiesVol: 3, No: 1, 2009 (87-101)

Elektromanyetik Kirlilik ve Zararları

Elektro manyetik kirlilik günlük hayat içerisinde çevremizde mevcut olan elektro manyetik dalgaların yoğunluğu ile olusan bir kirlilik olarak kabul edilmektedir. Elektro manyetik kirlilik olarak tanımlanan bu çevrenin olusmasının nedenleri;

• TV ve radyo yayınları: AM, FM, TV
• İletisim yayınları: Telekom, uydu, GPS, radar
• Elektrik dağıtımı: elektrik iletim hatları, elektrikli trenler
• Yüksek gerilim hatları
• Yüksek frekanslı endüstriyel, medikal, arastırma cihazları: X-Ray, ısıtıcılar
 
İnsan sinir sistemi 500.000 km uzunluğu, 25 Milyar sinir hücresi ile dev bir elektriksel donanıma sahip muazzam bir elektronik sistemdir. Bedeni fonsiyonların hepsi 1-250 µV arası çok küçük gerilimli elektrik uyarıları ile devam eder. Elektromanyetik alanın dışarıdan bu hassas sisteme tesir etmesi durumunda, tabii sirkülasyon etkilenebilir.
 
Hayatımızın her alanında yaygın olarak kullanmakta olduğumuz elektrikli ve elektronik aygıtların vücudumuz üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu değisik çevrelerce dile getirilmektedir. AC motorlar, dijital bilgisayarlar, hesap makineleri, yazıcılar, modemler, dijital devreler, cep telefonları ve yüksek gerilim hatları gibi birçok aygıt ve tesisatın neden olduğu elektrik ve elektromanyetik alanların insan vücudu üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayacak yani kalkanlama etkisi olan tekstil yüzeylerine olan ihtiyaç artmaktadır. Dünya sağlık örgütü WHO verilerine göre evlerde kullanılan bazı elektrikli alet ve elektronik cihazların neden olduğu elektrik alan siddetleri Tablo 1 ‘de verilmektedir. Elektrik iletim hatlarının hemen altında  (10kV/m) gibi yüksek değerlere ulasan elektrik alan siddeti evsel kullanım cihazları için 30 cm mesafede çok daha yüksek seviyelere çıkmaktadır. Asağıdaki tablo dikkate alındığında günlük hayatta çevremizde bulunan pek çok cihazın sağlığımız üzerinde tehdit olusturduğu görülmektedir.

İş sağlığı açısından, çalışma ortamlarında bulunan radyasyon kaynaklan ve verdiği zararlar, çok büyük önem taşımaktadır. Bu ışınlar arasında, 0.4 - 0.7 Mikron dalga boyuna sahip olan "görünür ışınlar" ve "Lazer ışınları" dışındaki ışınlar, gözle görülemeyen ışınlardır. İnsan sağlığının en büyük düşmanlarından olan bu ışınları, "görünmeyen düşmanlar" diye nitelemek doğru olur kanısındayız. İnsanoğlu, bilinçli olmadığı, ama zararlı olduğunu bildiği bu düşmanlarla, çalışma ortamında birlikte olduğunda, son derecede fazla rahatsızlık hisseder, motivasyonu bozulur, iş performansı düşer, çalışmak istemez, hatta işten kaçar. Bu insan, bahsi geçen etkenler ile çalışmaya zorlanırsa, iş kazalarına dahi neden olabilir. O halde bu ışınların zararlarını iki şekilde nitelemek yerinde olur: 1. Tip zararlar, bu ışınların sahip olduğu fiziksel enerjileri dolayısıyla vücuda verdiği zararlar ; 2. Tip zararları ise, maruz kalanın, bu ışınlar konusundaki bilinçsizliği nedeniyle, çalışma ortamında yaşadığı olumsuzluklardır. Bu durumda, iş sağlığı uzmanlarına düşen en önemli görev, çalışanın, bu ışınlar konusunda bilinçlenmesini sağlamak, çalışma ortamlarında, bizzat bu ışınların şiddetlerini ölçüp, standartlarla karşılaştırarak, zararlı sınırlarda olmadığını çalışana anlatmak ve inandırmaktır. İşte, bu çalışmamızın amacı, Çalışanların maruz kaldıklarını düşündükleri ve büyük rahatsızlık duydukları, ekran radyasyonları konusunda ölçümler yaparak, sonuçlan standartlarla karşılaştırarak, onların bilinçlenmelerini sağlamaktır.

En Belirgin Zarar Nedir?

Cevre, organizmanın dışında bulunan her şeydir. Bir diğer deyişle kişi uzerindeki dış  etkilerin butunudur. Organizmanın dışında bulunan ve onu etkileyen her şey cevresinin bir oğesidir. Bu oğeler, fizikojeokimyasal, biyolojik ve sosyokulturel faktorler olarak tanımlanmakta ve surekli organizmayla etkileşimde bulunmaktadır. Bir cok cevresel etkilenim tek başına spesifik bir klinik tablo oluşturmamakta ve coğu kez nonspesifik belirti ve sonuclarla karşımıza cıkmaktadır. Gunumuzde, cevresel etkilenim sonucu ortaya cıkan nonspesifik semptomlar gosteren durumlar dikkat cekmeye başlamıştır. Bu durumlardan birisi de elektromanyetik alan etkilenimi sonucu nonspesifik semptomlarla seyreden Elektromanyetik Hipersensititivitedir.

Elektrikli cihazların etrafında oluşan elektromanyetik alan ( EMA ) sağlığa zararlımıdır?

EMA’nın kanser yaptığı konusunda kuşkular vardı. Bugün EMA’nın hormon dengesini Değiştirdiği gösterilmiş bulunuyor. Hannover Tıp  Fakültesi’nden Wolfgang Löscher, 120 dişi sıçana  meme kanseri yapıcı bir madde enjekte etti ve sonra onları 3 ay süreyle değişik şiddetlerdeki EMA’ya maruz bıraktı. 1 miligauss ( MG ) EMA’ya ( bir evin için deki ortalama EMA ) maruz bırakılan sıçanlarda , beklenen oranda kanser görüldü. 100, 500 ve 1000 mG’a maruz bırakılan sıçanlarda kanser oluşumu sırayla %10, %25 ve %50 arttı!Dr.Löscher’e göre EMA, meme kanserini önleyici etkisi olan melatonini azaltmak yoluyla Meme kanserini arttırmaktadır. Melatonin geceleri beynimizdeki epifiz bezi tarafından salgılanır. Dr.Löscher 1 mG’luk bir EMA’ya maruz kalan sıçanlarda melatonin düzeyinin normal olduğunu, buna karşı daha kuvvetli bir EMA’ya maruz kalan sıçanlarda Melatonin düzeyinin azaldığını gösterdi. Kansas’taki Midwest Araştırma Enstitüsü’nden C.Graham, EMA’nın kadınlarda östrojen ( Kadın hormonu ) salgısını arttırdığını gösterdi. Östrojen meme kanseri yapabilir. EMA erkeklerde testosteren  ( Erkeklik hormonu ) düzeyini azaltır; Bu ise prostat veya erbezi( testis ) kanserine neden olabilir. Sürekli EMA’lar yüksek olsalar bile sağlığa daha az zararlıdırlar. Buna karşın, periyodik EMA’lar uyku evrelerini ve kalp ritmini alt üst eder. Ne yazık ki günlük hayatta maruz kaldığımız EMA’ların çoğu periyodiktir.

Elektrohipersensitivite Hastalığı Nedir?

Elektrohipersensitivite elektromanyetik alanlara karşı aşırı hassasiyet sonucu fiziksel rahatsızlıklarıngörülmesi hastalığıdır.Elektrohipersensitivite sinir sistemi rahatsızlıkları, baş ağrısı, halsizlik stres uyku bozukluğu, ciltte yanma ve batma hissi, acı , alerji göz yanması , sabırsızlık , kaşınma , kalp ritim  ,
bozukluğu, nefes alamama, denge kaybı, defresif ruh halii konsantrasyon bozukluğu ve benzeri yaşanan problemleri kapsar.
Elektromanyetik radyasyonun canlılar üzerindeki etkileri
RF elektromanyetik dalgalarının foton enerjileri, atomları ve molekülleri iyonlaştıracak düzeyde değildir. Elektromanyetik radyasyonun göreceli olarak düşük frekanslı biçimleri olan görünen ışık, kızılötesi radyasyon ve RF dalgalar iyonlaştırıcı olmayan radyasyona örnektir. Ortamdaki iyonlaştırıcı olmayan elektromanyetik dalgaların etkisinde kalma sonucunda canlılarda iki tür etki oluşabilir: Isıl etkiler ve ısıl olmayan Etkiler. Isıl etkiler, vücut tarafından yutulan elektromanyetik enerjinin ısıya dönüşmesi ve vücut sıcaklığını arttırması olarak tanımlanır. Bu sıcaklık artışı, ısının kan dolaşımı ile atılarak dengelenmesine dek sürer. Cep telefonları gibi RF kaynaklarının sebep olabileceği sıcaklık artışı gerçekte çok düşüktür ve büyük olasılıkla vücudun normal mekanizmaları ile kolayca etkisizleştirilebilir. Cep telefonu ile beyinde oluşabilecek sıcaklık artışı ortalama 0,1∞C dolayındadır. Isıl olmayan etkilere bağlı olarak RF dalgaların etkili olduğu iddia edilen bozukluk ve hastalıklar arasında beyin aktivitelerinde değişiklikler, uyku bozuklukları, dikkat bozuklukları, baş ağrıları bulunmaktadır. Ancak bu riskler çok yüksek deneysel dozlar ve sürelerde geçerli olabilir ve cep telefonları gibi kullanımlar için geçerli değildir. Yüksek enerjili iyonlaştırıcı elektromanyetik dalgalar, DNA ve genetik malzemeyi kapsayan biyolojik dokuda hasara yol açabilen moleküler değişikliklere yol açabilirler. Bu etkinin olabilmesi için dokunun x-ışınları ve gama ışınları gibi yüksek enerjili fotonlarla etkileşmesi gerekir.  

BİR BAZ İSTASYONU YAKININDA YAŞAYANLARDA ELEKTROMANYETİK HİPERSENSİTİVİTE SEMPTOMLARI ARAŞTIRMASI
 
Elektromanyetik Hipersensitivite Semptomları



• Genel Yorgunluk, halsizlik
• Cilt Ciltte lekelenmeler, his/duyu kaybı, yanma hissi, kuruluk, karıncalanma, kaşıntı,kızarıklık, tahriş
• Sinir Sistemi Baş ağrısı, başta ağırlık hissi, başta sıcaklık hissi, baş donmesi, uyku bozukluğu, gerginlik/sinirlilik, gun icerisinde  depresif (sıkıntı, bunaltı hissi) hissetme,konsantrasyon gucluğu, bulanık gorme
• Hormonal/ Metabolik Carpıntı, kulak cınlaması, işitme kaybı, kulakta ağrı, basınc hissi, tat alma gucluğu, koku alma gucluğu, gozlerde yanma, ağrı, batma, ishal, kabızlık, bulantı, kusma, kan basıncı yuksekliği tansiyon
• Diğer Kuru oksuruk, karın ağrısı, nefes alıp verme gucluğu, boğaz kuruluğu, alerji, sırt ağrısı, eklemlerde ağrı, ureme sistemi uzerine etkiler 
Amac: Bu calışmada, bir baz istasyonunun 300 metre yakınında bulunan evlerde yaşayanların; elektromanyetik hipersensitivite (EMH) semptomlarını değerlendirmek amaclanmıştır. Gerec ve yontem: Tanımlayıcı olan bu araştırma, Kecioren ilcesi, Aşağı Eğlence Mahallesinde bulunan bir baz istasyonunun 300 metre yakınındaki 182 hanede yaşayan 18 yaş ve uzeri 195 kişide yapılmıştır. Kişilerin sosyodemografik ozellikleri, evde gecirilen sure, sinir sistemi, cilt, hormonal ve metabolik ve diğer EMH semptomları, olası Elektromanyetik alan (EMA) kaynakları ve genel sağlık durumu araştırmanın değişkenlerini oluşturmaktadır.
EMH, “bireylerin “elektromanyetik alana” maruz kalmaya bağladıkları bircok nonspesifik semptomlar” olarak tanımlanmıştır.
Bulgular: Araştırmaya katılan 195 kişinin %46,2’si 25-44 yaş grubunda yer almaktadır. Katılımcıların %67,2’si kadındır. Katılımcıların %70,8’i başının ağrıdığını, %64,1’i gergin ve sinirli olduğunu, %53,8’i ise uyku sorunu yaşadığını ifade etmiştir. EMH semptomlarının sıklığı %7,6-%70,8 arasında değişmektedir. Araştırmada katılımcının beşi mevcut sağlık şikayetlerinin, bilgisayar, cep telefonu, baz istasyonu ve televizyondan kaynaklandığını ifade etmiştir. EMH sıklığı 2,6 olarak saptanmıştır.
Sonuc: EMH ile ilişkili semptomların oluşmasında bircok değişken rol oynamaktadır. Kişilerin farkındalığını arttırmaya yonelik calışmalar yapılması, EMH’nin onlenmesi icin oncelikle halka konu ile ilgili bilgi verilmesi gerekmektedir. 
Cevre, organizmanın dışında bulunan her şeydir. Bir diğer deyişle işi uzerindeki dış etkilerin butunudur. Organizmanın dışında bulunan ve onu etkileyen her şey cevresinin bir oğesidir.Bu oğeler, fizikojeokimyasal, biyolojik ve sosyokulturel faktorler olarak tanımlanmakta ve surekli organizmayla etkileşimde bulunmaktadır. Bir cok cevresel etkilenim tek başına spesifik bir klinik tablo oluşturmamakta ve coğu kez nonspesifik belirti ve sonuclarla karşımıza cıkmaktadır. Gunumuzde, cevresel etkilenim  sonucu ortaya cıkan nonspesifik semptomlar gosteren durumlar dikkat cekmeye başlamıştır. Bu durumlardan birisi de elektromanyetik alan etkilenimi sonucu nonspesifik semptomlarla seyreden Elektromanyetik Hipersensititivitedir . Elektromanyetik alan (EMF, Electromagnetic Fields) terimi; mikrodalgalar dahil olmak uzere 0 Hz ile 300 GHz arasındaki statik alanları, dalga boyu cok uzun (ELF, Extremely Low Frequency-Son Derece Duşuk Frekanslı) alanlar ve Radyo Frekansı (RF, Radiofrequency) olanlarını kapsar . Toplumların gelişmesi ve yaşanan teknolojik değişimlerle birlikte, EMA kaynaklarının sayısında ve ceşitliliğinde ciddi artı şlar meydana gelmiştir. Cep telefonları, baz istasyonları, bilgisayarlar, televizyonlar, mikrodalga fırın gibi elektrikle calışan her turlu arac-gerec ve ev dışında da yuksek gerilim hatları ve trafolar bu kaynaklar arasında sayılabilir .
 EMH, “bireylerin “elektromanyetik alana” maruz kalmaya bağladıkları bircok nonspesifik semptomlar” olarak tanımlanmaktadır . EMH semptomları genel, sinir sistemi, cilt, hormonal ve metabolik ve diğer semptomlar olmak uzere beş ana başlık altında incelenmektedir . Ancak “elektromanyetik alan ve sağlık etkileri” hakkında henuz yeteri kadar bilgi bulunmamaktadır . EMH, ilk olarak 1980’li yılların başlarında yapılan calışmalarda gorsel cihazlardan etkilenim ile ortaya cıkan deri semptomları olarak bildirilmiştir. Bu calışmalarda katılımcıların yuz, ust govde ve kol derilerinde batma, yanma ve kaşıntı gibişikayetler saptanmıştır. Yakın doneme kadar deri şikayetleri EMH’nin temel semptomlarını oluşturmaktaydı ancak 1980’li yılların sonlarına doğru yapılan yeni calışmalarla, baş ağrısı, unutkanlık, konsantrasyon gucluğu, yorgunluk, bulantı,carpıntı ve ağrı gibi semptomlarla seyreden genel bir sendrom on plana cıkmaya başlamıştır . Son donemde ingiltere’de yapılan calışmalar toplumun yaklaşık %4’unun ceşitli derecelerde elektromanyetik alandan etkilendiğini gostermiştir. Soğuk algınlığı gibi etkiler artık cep telefonu ve bilgisayar gibi elektomanyetik alan oluşturan cihazlara bağlanmaya başlanmıştır . isvec ve Kalifornia’da bu konuyla ilgili buyuk caplı araştırmalar yapılmış ve toplumdaki EMH prevalansının %1,5 ile %3,0 arasında değiştiği saptanmıştır. Ancak EMH saptanan kişilerdeki semptomların şiddeti ile EMA’na maruz kalma sureleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu sonuclar bazı araştırmacılara, semptomların daha cok psikolojik nedenlerden kaynaklandığını duşundurmektedir. isvec ve Norvec’te yapılan araştırma raporları daha cok yuz ve deri semptomları uzerinde durmaktadır. Son donemlerde Avrupa ve ABD’de yapılan calışmalarda, baş ağrısı, yorgunluk, kulaklarda cınlama gibi norolojik ve cilt ile ilgili semptomlar olduğu bildirilmiştir . Nilsen (1982) ve Hamnerius (1993) tarafından yapılmış calışmalarda EMA etkileniminin deride kızarıklığa neden olduğu gosterilmiştir. Zwamborn (2003) tarafından yapılmış bir calışmada EMA etkileniminin anksiyete, depresyon, sinirlilik hali ile ilişkisi olduğu gosterilmiştir. Radyofrekans radyasyonun kişinin dinlenme sırasında EEG aktivitesini artırdığı gosterilmiştir. Almanya’da Frick ve arkadaşlarının yaptığı bir calışmada saptanan semptomlar, karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kas ağrısı, kuru cilt, diş ağrısı, mide-barsak bozuklukları, noralji, kusma, boyun ağrısı, kol-bacak uyuşmaları, kas krampları, solunum gucluğu, aşırı sıcaklık hissi, taşikardi, uyku bozuklukları, duzensiz kalp atımları, kısa donem hafıza sorunları, konsantrasyon bozukluğu, bitkinlik, bilinc bulanıklığı, zayışık, goğus ağrısı, bulanık gorme, kan basıncı yuksekliği, gozlerde şişlik, dokuntu, sac dokulmesi, kaşıntı, eklem sorunları, yerinde duramama, gerginlik, duzensiz barsak hareketleri ve gozlerde sonup yanmalardan oluşmaktadır. EMA’dan etkilenen insanların kucuk bir kısmında ciddi semptomlar gorulmektedir. isvec’te yapılmış bir calışmada; toplumda hastalık izni, erken emeklilik ve sakatlık emekliliği %5,0 iken, EMA’dan etkilenen ve EMH saptanan kişilerde ise bu nedenlerle %10’a cıkmaktadır. EMH ile ilgili Almanya, isvec, ABD, Kanada, isvicre, iran, Avusturya gibi ulkelerde yapılmış cok sayıda araştırma bulunmaktadır. Kalifornia’da 2072 kişide yapılmış bir calışmada, EMH sıklığı %3,2 olarak saptanmıştır. Bu calışmada; katılımcı lar EMH’i “elektrikli cihazlar, bilgisayarlar, baz istasyonu ya da yuksek gerilim hatları yakınlarındayken alerji yakınmaları nın arttığı ya da kendilerini daha duyarlı hissettikleri” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı yıl isvec’te yapılmış benzer bir calışmada ise EMH hızı %1,5 olarak saptanmış. Turkiye’de henuz EMH ile ilgili yapılmış bir araştırma bulunmamaktadır. Bu araştırma konu ile ilgili yapılacak araştırmalara yol gosterici olacaktır.
Bu calışmada, Ankara ili, Kecioren ilcesi Aşağı Eğlence Mahallesi’nde bulunan bir baz istasyonunun 300 m. yakınında bulunan evlerde yaşayanların; elektromanyetik hipersensitivite semptomlarını, bu semptomların sıklığını değerlendirmek amaclanmıştır.

ARAŞTIRMANIN GERECLERİ ve UYGULANAN YONTEMLER

Bu araştırma, Kecioren ilcesi, Aşağı Eğlence Mahallesinde bulunan bir baz istasyonunun 300 metre yakınında bulunan hanelerde yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırmada orneklem secilmemiş olup baz istasyonuna belirtilen yakınlıkta bulunan 182 haneye gidilmiştir. Bu hanelerde yaşayan, araştırma sırasında evde bulunan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 18 yaş ve uzeri 195 kişi ile goruşulmuştur. Araştırmada yuz yuze doldurulan 64 soruluk bir anket formu kullanı lmıştır. Kişilerin sosyodemografik ozellikleri, evde gecirilen sure, genel sağlık durumu, EMH semptomları (sinir sistemi, cilt, hormonal ve metabolik ve diğer semptomlar) ve olası EMAkaynakları araştırmanın değişkenlerini oluşturmaktadır. Toplanan veriler SPSS 15.0 ile bilgisayara girilerek, hata kontrollerinin ardından analizleri yapılmıştır. Analizlerde yuzde dağılımı ve ki-kare kullanılmıştır. Araştırma, baz istasyonunun 300 metre yakınında yaşayan herkesi temsil etmemektedir.
Araştırma ile ilgili olarak katılımcılara bilgi verilmiş ve aydınlatılmış sozlu onamları alınmıştır. Calışma Helsinki ilkeler Deklerasyonuna uyularak gercekleştirilmiştir. BULGULAR Araştırmaya katılan 195 kişinin 90’ı (%46,2) 25-44 yaş grubunda yer almaktadır. Yaş ortalaması 42,5±0,96 olup en kucuk yaş 18, en buyuk yaş 83 dur. Bu kişilerin 131’i (%67,2) kadındır, 73’u (%37,4) lise mezunudur, 138’i (%70,8) evlidir. Araştırmaya katılan kişilerin 173’u (%70,3) herhangi bir işte calışmamaktadır. Katılımcıların maruz kaldıkları EMA kaynaklarından etkilenme durumunu değerlendirmek icin evde yaşanılan toplam sure, hafta boyunca evde kalma suresi sorulmuştur.
Araştırmaya katılan 195 kişinin 91’i (%46,7) aynı evde yaşadığı surenin10 yıl ve uzerinde olduğunu, 95’i ise (%48,7) gunde 18 saat ve uzerinde evde kaldığını belirtmiştir. Araştırmaya katılanların %31,8’i (62 kişi) en az bir sağlık şikayetlerinin olduğunu belirtmiştir. fiikayeti olduğunu belirten 62 kişinin %37,0’ı (23 kişi) kas iskelet sistemi ağrıları olduğunu, %19,3’u (12 kişi) baş ağrısı olduğunu, %17,7’si (11 kişi) ise halsizlik ve yorgunluk şikayeti olduğunu ifade etmiştir. Katılımcılara
EMH ile ilişkili olabilecek semptomlar tek tek sorulmuştur. Katılımcıların 137’si (%70,8) başının ağrıdığını, 125’i (%64,1) gergin ve sinirli olduğunu, 113’u (%57,9) yorgunluk ve halsizlik hissettiğini, 105’i (%53,8) uyku sorunu yaşadığını, 103’u (%52,8) sırt ağrısı olduğunu, 102’si (%52,3) ise eklemlerde ağrı olduğunu ifade etmiştir. 83’u (%42,6) kendini gun icerisinde depresif (sıkıntı, bunaltı hissi) hissettiğini, 81’i (%41,6) ise ciltte kuruluk olduğunu ifade etmiştir. EMH ile ilişkili olabilecek semptomların sıklığı %7,6 ile %70,8 arası nda değişmektedir. Araştırmaya katılanların 144’u (%73,8) cep telefonu, 85’i (%43,6) telsiz telefon, 83’u (%42,6) bilgisayar kullandığını belirtmiştir. Katılımcıların cep telefonu kullanma yıl ortalaması 6,10 yıl iken, telsiz telefonun 6,50, bilgisayarın 6,04, televizyonun ise 21,45 yıldır. Cep telefonunun gunluk kullanım suresi ortalaması 28,34 dakika iken, telsiz telefonun 18,01, bilgisayarın 116,30, televizyonun ise 284,40 dakikadır (Tab-lo 3). Araştırmaya katılan 195 kişinin sadece %28,2’si (55 kişi) evinin cevresinde baz istasyonu olduğunu ifade etmiştir.
Cep telefonunun gunluk ortancanın uzerinde kullanılması ile ciltte yanma hissi, bir işe başlamada zorluk, gozlerde yanma, ağrı, batma, kulak cınlaması, kulakta basınc hissi, sırt ağrısı, boğaz kuruluğu, kuru oksuruk ve nefes alıp vermede zorluk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,005). Telsiz telefonun gunluk ortancanın uzerinde kullanı lması ile ciltte his/duyu kaybı, başta ağırlık hissi ve bulantı/ kusma problemi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,005). Bilgisayarın gunluk ortancanın uzerinde kullanılması ile yoğunlaşmada zorluk ve kuru oksuruk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,005). Televizyonun gunluk ortancanın uzerinde kullanılması ile carpıntı, gozlerde yanma, batma, ağrı, tat alma problemi, kulakta ağrı, eklemlerde ağrı, nefes alıp vermede zorluk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,005). Araştırmaya katılanlara sağlık ile ilgili şikayetlerinin ne ile ilişkili olabileceği sorulmuştur. Bu nedenlerden işyeri ve iş (%19,0), yaşlılık (%18,6), gecim sıkıntısı ve cevre koşulları (%18,1) ilk uc sırada gosterilmiştir. Bilgisayar, televizyon, baz istasyonu, cep telefonu ve trafo gibi EMA kaynakları da sağlık ile ilgili şikayetlerinin nedenleri olarak gosterilmiştir . Sağlık şikayetlerini EMA kaynaklarına bağlayanların yuzdesi 2,6’dır. Bu beş kişinin dordu (%80,0) kadın, 45 yaş altı (%80,0), ikisi evli (%40,0), biri ortaokul mezunu, ikisi (%40) sağlık sorunu olduğunu, dordu (%80,0) bilgisayar, cep telefonu kullandığını ifade etmiştir. Katılımcıların 72’si (%36,9) unutkanlıklarının olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılanlardan unutkanlığı olduğunu belirtenlerin 28’i (%38,9) unutkanlıklarının son uc ay icerisinde arttığını, 43’u (%59,7) unutkanlık durumlarında bir değişiklik hissetmediklerini belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan kişiler ve araştırmayı yapan gozlemciler, evin baz istasyonuna olan yaklaşık uzaklığını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan kişilerin ve araştırmayı yapan gozlemcilerin tutarlılığı Kappa testi ile değerlendirilmiş ve tutarlılık %38,1 olarak saptanmıştır. Baz istasyonu, evine 100 metre ve daha yakın olan kişilerin, baz istasyonunun evine olan yaklaşık uzaklığını doğru bilenlerin yuzdesi diğerlerine gore yuksektir.  
Kaynak : istanbul Tıp Fakultesi Dergisi Cilt / Volume: 72 • Sayı / Number: 3 • Yıl/Year: 2009

Elektromanyetik Dalgaların İnsan Biyokimyası Üzerine Etkileri

Elektromanyetik dalga bir radyo frekans kaynağından üretilen ve boşlukta yayılan bir alandır. Günlük yaşantımızda ne kadar sık ve uzun süreli kullandığımızın farkına bile varmadığımız elektronik cihazlar elektromanyetik alan (EMA) yaratmaktadır. Elektronik
cihazlardan üretilen elektromanyetik dalgaların gücü ister yüksek, ister düşük olsun, bu dalgalar insan vücudunda etkili olmaktadır. Elektromanyetik dalgalar (EMD) vücuttaki dokulara ısıtarak ve /ya da  kimyasal değişimlere yol açarak zarar verirler. Yüksek güçlü EMD ısıya bağlı zarar verirken, düşük watt'lı EMD'nin uzun süre alınmasıyla dokularda kimyasal değişmeler nedeniyle zararlı etkiler ortaya çıkar. Elektromanyetik radyasyonlar boşlukta yayılma özelliğine sahiptir. Bu tür dalgalar dalga boyları ve frekansları ile belirlenir. Tüm EMD, boşlukta aynı hızla yayılır. Bu hız ışık hızına eşit olup saniyede 300.000 km'dir. Dalga boyu son derece küçüldüğünde elektromanyetik radyasyon (EMR), madde ile karşılaştığında, dalga olmaktan çok bir enerji kümesi gibi davranır. Bu enerji kümelerine "kuantum" ya da “foton” denir. Bu tipteki EMR'ler, X ve gamma ışınlarıdır. Bu ışınlar hücrelerdeki molekülleri bir arada tutan atomik bağları kırarak atomları ya da molekül parçalarını pozitif ya da negatif yüklü duruma getirebilecek yeterli enerjiye sahiptirler. Enerjileri çok yükselen bu ışınlar moleküllere çarptığında onları iyonlaştırarak, molekül yapısını, yani yaşamsal işlevlerini bozar ve böylece olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırır.

Yapılan çalışmalarda X ve gamma ışınlarına maruz kalan insanlarda, kanserlerin oluşumu artmıştır. Bu nedenle bu ışınlar "iyonlaştırıcı elektromanyetik radyasyon" olarak tanımlanır. Bir diğer EMR grubu ise, noniyonize radyasyon, yani iyonlaştırmayan EMR grubudur. Noniyonize radyasyon (NIR) atomik bağları kırmak için yeterli enerjiye sahip olmayan fotonları içeren elektromanyetik parçalar için genel bir terimdir. Bu gruba giren dalgalar, az enerjiden yüksek enerjiye doğru, radyo dalgaları, mikro dalgalar, infrared radyasyon, görünür ışınlar, laser ışınları, ultraviyole ışınları olmak üzere sıralanırlar. Yüksek yoğunluktaki NIR biyolojik sistemde iyonizasyona neden olmayabilir. Bununla birlikte başka biyolojik etkileri görülebilir.
Örneğin ısınmaya, kimyasal reaksiyonlarda değişmeye ya da hücreler ve dokularda elektrik akımının indüklenmesine neden olabilirler. Farklı frekanslardaki EMD hücre, bitki, hayvan ya da insanlar gibi farklı biyolojik sistemleri değişik biçimlerde etkilerler. Biyolojik sistemlerdeki etkileri EMD’nin yoğunluğuna, biraz da fotonların sahip oldukları enerji miktarına bağlıdır. Elektromanyetik Radyasyonun Biyolojik Etkileri Biyolojik etki ile yan etki arasındaki farkı anlamak önemlidir. Biyolojik etki, sistemde EMD'ye maruziyet sonucunda ölçülebilir ya da dikkate değer fiziksel değişiklikler olduğunda ortaya çıkar. Yan etki ise biyolojik etkinin vücudun tolere etme sınırlarının dışına çıktığında oluşur ve sonuçta zararlı etkilere yol açar. Bugün üzerinde çalışılan konulardan biri de radyo dalgalarının ve cep telefonlarının kullanım frekanslarının yükseltilmesi ve mikro dalga özelliği göstermesidir. Halkın bu tipteki dalgalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması kuşkular oluşturmuştur. Ülkemizde, cep telefonu pazarlayan şirket ve kurulan baz istasyonu sayısındaki artış ve bunların düzensiz olarak her yere konuşlandırılması, denetimsizlik, bu tedirginliği giderek artırmaktadır.
Diğer yandan, alternatif akımla çalışan bütün cihazların çevresinde ya da üzerinden alternatif akım geçen yüksek gerilim hatlarının çevresinde bir elektromanyetik alan oluşur. Yapılan çalışmalarda, EM alanla karşılaşan deney hayvanlarında çeşitli olumsuz etkiler belirlenmiştir. Ayrıca EM alan bulunan yerlerde çalışanlarda, depresyon, lösemi, santral sinir sistemi kanserleri, melanom ve akciğer kanseri gibi bazı hastalıklar ile ilişkinin belirlenmesi için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu amaçla yapılan bir çok deneyde, yinelenebilirlik konusunda sorunlarla karşılaşılmaktadır. EM frekans ile hücre biyolojisi arasındaki ilişki konusundaki bilgimiz çok sınırlıdır.
Bütün doğru etmenlerin kontrol edilip edilmediği konusunda kesin bir yargıya varmak zordur. Elekromanyetik dalgaların etkileri virüsler, bitkiler, domuzlar, böcekler, kuşlar ve kurbağalarda kas-sinir preparatları üzerinde incelenmiştir. Bu değişik deney hayvanlarından elde edilen bulgular kısa dalgalar ile mikrodalgalar arasındaki frekansa sahip olan elekromanyetik dalgaların biyolojik etkilerinin etki alanı ile doğru orantılı, dalga uzunluğu ile ters orantılı olduğunu göstermiştir. Elektromanyetik radyasyonların (radyo frekansları, mikro dalgalar, infrared, görünür ve UV ışınları) ve bu ışınları kullanan ya da yayınlayan cihazların çevreye yaydığı EM alanının, biyolojik sistemler ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri, yapılan çok sayıda  deneysel çalışmayla kanıtlamaya çalışılmaktadır.
Cep telefonları ve baz istasyonları gibi EM radyasyon ve EM alan oluşturan cihazların etkilerinin toplum sağlığı açısından çok ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini; bu olumsuzlukların ortaya konmasının uzun yıllar alabileceğini, bu nedenle, bugünden önlem alınarak ileride ortaya çıkması olası zararların engellenebileceğini değerlendirmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Cep telefonu baz istasyonları, oluşturduğu sağlık riskleri dolayısıyla, okul bahçeleri,kreşler, hastaneler, parklar gibi çocukların, hastaların ve yaşlıların daha çok bulunduğu toplu yaşam ve kullanım alanlarına kesinlikle kurulmamalıdır. İnsanların toplu yaşadığı bina tepelerine baz istasyonlarının kurulması işlemi, kat sahiplerinin kararına bırakılmamalıdır. Özellikle EM radyasyon ve EM alana maruz kalan çalışanlarda, ortaya çıkacak  olumsuzlukların saptanabilmesi için işyeri hekimleri tarafından periyodik incelemelerin ve çalışma çevresi ölçümlerinin yapılması gerekmektedir. Belki de EM radyasyona ve EM alana en fazla maruz kalan meslek gruplarından birisi hekim grubudur. Uzun süre kısa dalga cihazları ile temas halinde bulunan fizik tedavi çalışanları, genel keyifsizlik, halsizlik, apati, anksiyete ve baş ağrılarından yakınmaktadırlar.  Bu nedenle sağlık çalışanlarının da bu maruziyetler konusunda hızla bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Hatta sağlık çalışanlarının çalışma alanlarındaki sağlık risklerinin belirlenmesi için hastanelerde "işyeri hekimliği kurumu" en kısa sürede oluşturulmalıdır. Hastanelerde, ameliyathane ve yoğun bakım birimleri gibi yaşamsal önem taşıyan elektronik cihazların bulunduğu yerlerde cep telefonlarının kullanılması, hastanın yaşamsal işlevlerini denetleyen cihazlarda yaratabileceği etkileşim nedeniyle kesinlikle yasaklanmalıdır.
Cep telefonlarının toplu taşıma araçlarında, elektronik haberleşme yapan sistemleri, olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle, kazaların önlenmesi amacıyla, cep telefonlarının bu tür araçlarda kesinlikle kapalı tutulması gerekir. Bu konudaki uyarıların, görsel olarak ve araçlarda anonslar yapılarak, halkın uyarılması ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Güvenlik Standartları EM radyasyon kirliliği daha çok gelişmiş bölge ve ülkelerin ciddi bir sorunudur.
BM İnsan Çevre Koruma Konferansı elektromanyetik dalga radyasyonunu "kontrol altına alınması gereken" bir kirlilik olarak belirlemiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası EMF Projesi, statik elektrik, manyetik alanlar, düşük frekanslı alanlar, mikrodalga alanları, radyo frekansı konusunda, beliren sağlıkla ilgili endişeleri dile getirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve bazı kuruluşlar ile kimi ülkeler güvenlikli radyo frekansı radyasyonu üzerinde çalışmalar yapmakta ve öneriler geliştirmektedir. Maruz kalınan EMF'nin insan sağlığına olumsuz etki yapıp yapmadığını ve insan yapımı EM alan oluşturan araçların kullanımının güvenli olup almadığını belirleyebilmek için uluslararası çeşitli kılavuzlar ve standartlar geliştirilmiştir. Bu standartlar, bu yenilenebilir etkileri araştıran çeşitli araştırmacı gruplarının bulguları kullanılarak geliştirilmiştir. 
Dünya Sağlık Örgütü noniyonize radyasyondan korunması alanında çalışan bir sivil toplum örgütü olarak Uluslararası Noniyonize Radyasyondan Korunma Komisyonunu (ICNIRP) resmi olarak tanımıştır. ICNIRP ultraviole radyasyon, görünür ışık, kızılötesi radyasyon, radyo dalgaları ve mikro dalgalarını da içine alan tüm elektromanyetik alanlardan etkilenme limitlerini belirleyen uluslararası bir kılavuz hazırlamıştır.
Her ne kadar farklı frekanslarda ve etkilenme düzeylerinde çeşitli biyolojik etkileri gözlenmiş olsa da, elektromanyetik dalgaların zararlarının gelecekte gün yüzüne çıkacağı beklenmektedir.
 
Kaynaklar
• http:// www.who.int/inffs/fact182.html (Erişim Tarihi; 2Nisan 2002)
• http://www.cnn.com/HEALTH/(ErişimTarihi; 2 Nisan 2002)
• http://www.geocities.com/kbachhuber2000/ems.html (ErişimTarihi; 2Nisan 2002)
• http:// www.renyuan.com/battery_renquingfu/(ErişimTarihi; 2 Nisan 2002).
• Gök Ş . , Soysal Z. , Elektrik akımlarının Canlı Organizmada Meydana Getirdiği Lezyonlar 1983, İstanbul, S:130

Yüksek Gerilim Hatları ve Çevresine Verdiği Zararlar

    Elektriğin uzak mesafelere taşınabilmesi ancak yüksek gerilimle, yani voltajla mümkün olabilir. Bazı hatlarda 400 bin voltu bulan çok yüksek gerilimli elektrik akımı taşıyan bu kablolar, belirli aralıklarla dizilmiş, yükseklikleri bazı yerlerde 50 metreyi bulan, pilon adı verilen çelik kulelerin aralarına gerilirler.
     Yüksek gerilim hatları yakınındaki evlerde yaşayan çocuklarda çocukluk çağı kanserlerindeki artışın epidemiyolojik olarak gösterilmesi ile tüm bu konudaki araştırmalar US National Academy of Sciences (Amerikan Bilimler Akademisi) tarafından tekrar incelenmiş ve 1996 yılında yüksek gerilim hatları yakınında yaşayan çocuklarda lösemi görülme riskinin diğerlerine göre 1.5 katı fazla olduğu Amerikan Bilimler Akademisi tarafından kabul edilmiştir.
 Yapılan epidemiyolojik çalışmalar yüksek gerilim hatları ve elektrikli aletlerin (0-300 Hz) kanser riskini artırdığını göstermektedir. 0-300 Hz frekanslı alanlardan iletkenlik özellikleri nedeniyle en çok etkilenen dokular beyin sıvısı ve kan, ikincil derecede etkilenen dokular ise göz, göz sıvısı, troid, kas, gastrointestinal sistem, prostat ve testis dokularıdır.Yapılan epidemiyolojik ve deneysel çalışmalardan bazılarının sonuçları aşağıda verilmiştir.

EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMALAR:

• Günlük yaşamda maruz kalınan alanların beyin tümörlerini,özellikle erkeklerde lösemi ve akut myeloid lösemiyi artırdığı gözlenmiştir. 2mG (iki miliGaus) gibi çok küçük magnetik alanlar lösemi, lenfoma ve yumuşak doku sarkomlarını daha fazla olmak üzere tüm kanser türlerini 1.4 katı artırmaktadır.
• İngiltere, İsveç ve ABD; EM alanların akut myeloid lösemi riskini artırdığını rapor etmişlerdir.
• 1979’da ABD’de çocukluk kanserleri ve yüksek gerilim hatları ilişkisi 18 yaşında 344 çocukta araştırılmış ve hatta yakınlık arttıkça çocuklarda löseminin önemli ölçüde artış gösterdiği bildirilmiştir. Evleri hat yakınında bulunan yetişkinler için de löseminin 2 kat arttığı gözlenmiştir.
• 1982 yılında İsveç’te 200KV’luk Yüksek Gerilim Hattı (YGH)’nın 150 m yakınındaki evlerde çocukluk kanserleri insidansının 2 katı arttığı rapor edilmiştir. (YGH’nın yerde oluşturduğu magnetik alan 0.1 G – 0.5 G). 1986’da ise 3mG’u aşan şiddetlerde magnetik alana maruz kalanlarda kanser riski 2.7 iken, ayni adreste doğan ve hala yaşayan kişiler için riskin 5.6’ya yükseldiği bildirilmiştir.  
      Elektrik hatlarında çalışanların beyin kanserine yakalanma oranı 7 kat fazla bulunmuştur.
     1979’da Werthermer ve Leeper yüksek gerílim hatlarına yakın yaşayan çocuklarda kanserin 2-3 kat arttıgını gösterdi. Bu çocuklar çok düşük dozda ELF (extremely Iow frequence = çok düşük frekans) dalgalarına (frekansı 50) maruz kalmıştı. Yeraltı yüksek gerilim kabloları da kanser yapıcı ELF dalgaları yaymaktadır.
     Bu alan ve dalgaların şiddeti veya gücü kaynağından uzaklaştıkça hızla azalır. Korunmada zamandan sonra ikinci etkin öğe uzaklıktır. Bazı tür alan ve dalgaların değişik şekillerde engellenmesi veya yansıtılması mümkün olmakla beraber bu yaklaşım genelde pratik değildir.
Bu nedenlerden dolayı en kısa zamanda eğer maruz kalıyorsanız geleceğinize yönelik sağlığınızı korumanız için çözüm arayışına girmelisiniz.

Cep Telefonları ve Zararları

Cep telefonlarının tüm zararları kapsamlı olarak incelenememiştir. Tüm zararlarının ve insanlar üzerindeki etkilerinin daha detaylı incelenebilmesi için daha uzun bir zaman dilimine ihtiyaç duyulmaktadır.
Kanser ve beyin hücrelerine etkisi Finlandiya'da insan hücreleriyle ve canlı farelerle yapılan iki yıllık bir deneyin sonuçlarına göre cep telefonları zararlı maddelerin beyine kan yolu ile girmesini engelleyen kan bariyerlerine zarar vermektedir. Küçülen bariyerler beyne ulaşan zararlı molekülleri filtreleme görevini tam olarak yerine getirememektedir.Selçuk Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, cep telefonu kullanımı alzheimer ve parkinson gibi hastalıkların oluşma riskini artırmaktadır.

Cep telefonu ve kanser arasındaki ilişkiyi araştıran günümüze kadar ki en kapsamlı çalışma Danimarka'da yapılmıştır. Aralarında 10 yıldan fazladır cep telefonu kullanan kişilerin de bulunduğu 420 bin kişinin katıldığı bu araştırma da cep telefonu ile hiçbir kanser tipi arasında bağlantı kurulamamıştır. Bunun haricindeki araştırmaların çoğunda da cep telefonunun kanser riskini artırdığına dair bir bulguya ulaşılamamıştır. Birkaç araştırmada, beyin kanseri olan kimselerde cep telefonu kullanılan tarafta kanser gelişme riskinin yüksek olduğunu gösteren bulgular elde edilmiştir. Ancak aynı kimselerin beyninin diğer yarısında kanser gelişme riskinin de düştüğü gözlenmiştir.
Bununla birlikte birçok kanser türünün vücutta oluşumu on yıldan fazla sürdüğü için, kablosuz telefonların özellikle insanlarda kanserojen etkisinin tam olarak incelenebilmesi uzun zaman gerekmekte ve deneklerin kablosuz telefonları bu süre zarfında yoğun olarak kullanan kimseler olması gerekmektedir. İsviçre'nin Orebro Üniversitesi'nden Profesör Kjell Hansson Mild, birçok resmi raporun kablosuz telefonların zararsız olduğunu söylemesini çok tuhaf bulduğunu, on yıldan fazla kablosuz telefon kullanımının vücutta değişikliklere neden olduğunu gösteren güçlü bulguların bulunduğunu belirtmiştir.
Baş ağrısı, görme ve işitmeye etkileri
Oyun, SMS gibi görsel öğelerinin uzun süre kullanımı göz yorulmasına ve baş ağrısına neden olabilir. Aynı şekilde sesli öğelerinin uzun süre, yüksek ayarda ve özellikle kulaklık ile kullanımı geçici ve kalıcı işitme kayıplarına ve baş ağrısına neden olabilir.
Dikkati azaltması
İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre direksiyon başında cep telefonu kullanımı dikkati %30 oranında azaltmaktadır. Bu etki yasaların izin verdiği maksimum alkol miktarının yaptığı etkiden daha fazladır. Birçok ülkede direksiyon başındayken elde cep telefonu kullanımı kanunen yasaktır. Yasalarda yapılan son değişikliklerle "ahizesiz" (İngilizce: hands-free) kullanım da yasaklanmaya çalışılmaktadır.
 
Cep telefonunun bir organımız olduğunu zannetmemek, hayatı cep telefonu olmadan idare etmenin yollarını aramak, mümkün mertebe klasik iletisim araçlarını kullanmak.

KISA VADELİ ZARARLARI (24 SAAT)

· Görüs alanında daralma.
· Kalp pilinin bozulma riski.
· Yoğun stres ve yorgunluk hissi.
· Konsantrasyon ve dikkat bozulması.
· Kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma.
· İsitmede geçici aksaklıklar olusması. Bas ağrıları ve sersemleme.

UZUN VADELİ ZARARLARI (10 YIL)

· Genetik yapının bozulması.
· Beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri.
· Kan beyin bariyerinin zedelenmesi.
· Kalp rahatsızlıkları.
· Hafıza zayıflaması ve beyin tümörü riski.
· Kalıcı isitme bozuklukları.
· Embriyo gelisiminin zarar görmesi.
· Kadınlarda düsük riskinin artması.
· Kan hücrelerinin bozulması.
· Bağısıklık sisteminin bozulması.
· Yüksek tansiyon.
· Sperm sayısının azalması.
 
Özel Emme Oranı olarak ifade edilen “SAR” değeri cep telefonlarının kullanılırken vücudun emdiği radyasyon miktarının watt cinsinden karsılığı olarak tanımlanıyor.Buna göre tavsiye edilen maksimum oranı 10 gramlık dokuda 2 watt açıklanan listede yer alan 0.12 watt\1.5 watt arasında değisen radyasyon emme değerlerinin, Uluslar arası Radyasyon Koruma Komisyonu tarafından güvenli olduğu açıklandı. Yine de bu oranların da insan sağlığına zarar verip vermediği kesin olarak kanıtlanamadı. Telefonların sar değerini öğrenmek için: sitesi ziyaret edilebilir.
 
Cep telefonlarına ait SAR değerleri
www.sarvalues.com
Özgül Soğurluma Oranı ( ÖSO, SAR ) ( W/ kg ); Vücut dokularının birim kütlesi tarafından soğurulan enerjinin soğurulma hızıdır.  Ağırlığı dm olan bir kütle tarafından soğurulan enerji dW ve ise , bu kütle tarafından soğurulan enerjinin soğurulma hızı aşağıdaki şekilde ifade edilir.

SAR değeri, elektrik alan şiddeti, ortamın efektif iletkenliği ve ortamın lokal kütle yoğunluğu cinsinden (6) eşitliği ile de verilebilir.

Elokal: Organizmada ilgilenilen yerdeki elektrik alan değeri (V/m)
σeff  : Efektif iletkenlik ( S/ m)
p : Lokal kütle yoğunluğu ( kg / m³ )
Yapılan deneylerde elektromanyetik alanlarda 30 dk bir süre içinde yaklaşık 4 W/kg ‘lık SAR değerine maruz kalmanın vücut sıcaklığını 1 derece arttırdığı gözlenmiştir. Bu değer dikkate alınarak mesleki etkilenme sınırı 4/10= 0,4 W/ kg SAR, genel sınır 4 /50= 0,08 W/ kg SAR olarak belirlenmiştir.
 
Özgül soğurulma oranı vücut büyüklüğüne ve bölgelere göre değişmektedir.
Eğer Elektromanyetik ışınmaya maruz kalan organın boyutu dalga boyu ile mukayese edilebilir büyüklükte ise bu bölgede duran dalga oluşabilmekte ve bazı noktalarda çok yoğun enerji yutulması olabilmektedir.
Bu nedenle SAR dalga boyu ile değişmektedir.
SAR değerlerini doğrudan ölçme imkanı olmadığından dolayı yoldan ölçümler yapılır. İnsan kafasının elektriksel özelliklerine yakın sıvı ile meydana getirilmiş yapma insan kafası üzerinde ölçümler yapılmaktadır.

TV,Radyo Vericileri ve Çevresine Verdiği Zararlar

Radyo ve TV vericileri de RF elektromanyetik dalgalar yoluyla yayın yaparlar. Yayın yapan antenlerden dolayı çevrede yaşayanları etkileyebilecek RF enerjisi miktarı, istasyon tipi, kullanılan antenin tasarım karakteristiği, antene iletilen güç,

antenin yüksekliği ve antenden uzaklığa göre değişir.

Bazı frekanslarda insan vücudu tarafından emilen elektromanyetik enerji başka frekanslardaki emilime göre daha fazladır. Dolayısıyla yayınlanan sinyalin frekansı da önemlidir. Kişinin boyutlarına bağlı olarak ayakta duran bir yetişkinin RF elektromanyetik dalgalardan en fazla etkilenebileceği frekans bölgesi 80 ile 100 MHz arasındadır. Ancak, radyo ve TV verici antenleri yüksek kuleler üzerine kuruldukları ve kuruldukları bölgelerin yaşam bölgelerine uzak seçildikleri sürece halkın etkilenebileceği RF enerji seviyeleri önerilen seviyelerin altında olmaktadır. Dolayısıyla, radyo ve TV vericileri insanların yaşam alanlarından uzak yerlere kurulmalıdırlar.

Alıntılar :

1) 1982’de ABD Oregon Unlversitesi’nden DR. W. Morton, Oregon radyo antenine yakın evlerde kanserin arttıgını gösterdí.

2) 1981 ‘de Honolulu’da Dr. B. Anderson ve A. Henderson TV ve radyo antenlerinin kanser riskini %37.5 arttırdıgmı gösterdi.

3) 1995’de Sidney’de Dr. Bruce Hocking TV antenine 4 km. ‘den daha yakın evlerde çocuk akut Ienfatlk Iösemisinin %50’den fazla (1.61 kat) arttığını gösterdi. Çocukların aldıkları MD dozu 0.02-8 mikrowatt/cm2 idi; yani Avustralya için MD tehlike smırının 1000’de birlnden az. Düşük doz MD’ların kanser yaptıgına dair bu çok kuvvetli bir kanıttı. Bu çalışma ABD Enerji Bakanlıgı yıllık toplantısmda takdim edildl.

Baz Istasyonu Nedir?

Mobil (gezgin) telefon sistemlerinde, haberleşmenin yapılacağı alan hücre adı verilen küçük alanlara bölünmüştür. Her hücrenin merkezinde bir baz istasyonu bulunur. Mobil telefonlar haberleşmelerini baz istasyonu üzerinden yaparlar. Baz istasyonları birbirlerine bir ağ yapısı şeklinde bağlıdırlar (Şekil 1 ve Şekil 2). Herhangi bir mobil telefondan gelen çağrı isteğinin
ilgili kullanıcıya ulaştırılması bu ağ yapısı tarafından gerçekleştirilir. Baz istasyonları, Mobil Anahtarlama Merkezleriyle (MAM) ve Mobil Anahtarlama Merkezleri birbirleriyle ya kablo ya da yönlü radyolinklerle bağlıdırlar. Mobil telefonlarla baz istasyonları arasındaki iletişim, elektromanyetik dalgalar yoluyla gerçekleştirilmektedir. Hücresel yapı sayesinde aynı anda daha çok kullanıcı haberleşebilir.

GSM hücrelerinin planlanması yerleşim bölgelerinin özelliklerine göre yapılır. Hücre planlamasını hücrenin şehir içinde ya da şehir dışında olması ve kapsanacak bölgedeki GSM abone sayısı belirler. GSM hücresel sisteminde kapsama alanına göre üç tip hücre 18 vardır: makro hücre, mikro hücre, piko hücre. Türkiye’de de kullanılan GSM900 sistemi için makro hücreler, yerleşimin seyrek olduğu bölgelerde 25-35 km yarıçapında bir alana hizmet verebilirler. Ancak bina, ağaç ve tepe gibi engellerin çok olduğu yerleşim yerlerinde oluşturulan makro hücrelerin yarıçapları daha küçük olur. Makro hücrelerde GSM900 baz istasyonu antenlerinin çıkış güçleri 40-60 Watt olabilir. Mikro hücreler, genellikle yerleşimin yoğun olduğu ve makro hücresel kapsamayı geliştirici ve tamamlayıcı olarak kurulan sistemlerdir. Mikro hücreler havaalanı, büyük alışveriş merkezleri gibi yerlerde kurulur. Birkaç yüz metrelik yarıçapı olan alanları kapsar ve çıkış güçleri makro hücrelere göre düşüktür (GSM900 için 5-10 Watt civarında). Piko hücreler ise daha çok bina içi haberleşmelerde kullanılır ve birkaç watt çıkış gücündedir.

Baz Istasyonları ve Çevresine Verdiği Zararlar

Baz istasyonları tarafından da yayınlanabilen mikrodalgaların dokulara iki temel etkisi bulunmaktadır. Birincisi termal etki adı verilen etkidir ve bu dalgalar dokuları ısıtır. İkinci olarak ise bu dalgalar hücrelerin yapısını bozucu etki gösterirler ki buna da kimyasal etki ya da termal olmayan etki adı verilmektedir.

Baz istasyonlarının özellikle ikinci etkisi, yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etki insan sağlığı açısından önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalarda hücrelerin kimyasal etkiye maruz kalması ile büyük moleküllerin (proteinler vb.) deforme olması, hücre zarlarının birbirine yapışması, hücre zarlarında delikler açılması (elektro-porasyon), Ca-ATPaz ve Na-K-ATPaz enzimlerinin bozulması ile hücre dışına Ca”, Na’ ve K’ kaçışı, Sinir zarlarının bozulması ile REM uykusu adı verilen rüya görmenin azalışı, EEG değişimleri gibi sonuçlar saptanmıştır. Ayrıca bu etkilere bağlı olarak uykusuzluk, sinirlilik, unutkanlık, depresyon, başağrısı, başdönmesi, Alzheimer, Parkinson, Multipl Skleroz gibi dejeneratif beyin hastalıklarının meydana geldiği biliminsanlarınca tespit edilmiştir. Baz istasyonlarının yaydığı dalgaların kanser ile ilişkisinin üç şekilde mümkün olduğunu biliminsanlarınca belirlenmiştir. Bu dalgaların kendisinin kanseri oluşturması, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini kolaylaştırması veya mevcut kanserli ortamın yaygınlaşmasını hızlandırması gibi sonuçları inceleyerek, bu dalgaların DNA’yı onararak kanseri engelleyen melatonini azaltmakta ve dolayısıyla tümörler, lenfom (lenf bezi kanseri), ben kanseri, erbezi tümörü, çocukluk kanserleri meydana getirdiğini saptamak mümkün olmuştur. Deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalarda bu tür dalgalar nedeniyle göz merceğinin bulanması (perde veya katarakt), göz saydam tabakasının (kornea) bulanması, renkli tabaka (iris) iltihabı, gözdibi (retina) harabiyeti meydana geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca duyma açısından 20 mJ/cm³’ten daha düşük dozda darbeli mikrodalga enerjilerinin bile kulak çınlamasına ve işitme kaybına yol açtığı saptanmıştır. Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda erbezlerindeki hücrelerin ölmesi sonucu kısırlık, mutant yavruların doğması, dölütün dölyatağında ölmesi, adet bozuklukları, östrojen artışı nedeniyle gebeliğin tehlikeye girmesi, düşüklerin artması tespit edilmiştir. Baz istasyonları tarafından yayılan bu tür dalgaların vücuttaki T8 lenfositlerini ve doğal öldürücü lenfositlerini azalttığı, antikorları azalttığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin çökmesine etkin etkisinin bulunduğu artık tıbbi bir gerçekliktir. Benzeri biçimde bu tür dalga yayılımı, kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, pıhtı oluşturucu pulcuklar) azaltır, kanın kimyasını bozar, beyin ve kan için çok önem taşıyan bir enzim olan asetilkolin esterazı azaltır. Bu enzimin azalmasının ölüme yola açtığı bilinmektedir. Baz istasyonlarına bağlı kanserler, istasyona yakın birçok meskende yıllar sonra birden patlak verebilecek, adeta o bölgede bir kanser salgını olabilecegi düşünülmektedir. Çevre etkenlerine bağlı kanserler hemen değil, yıllar sonra başlar. Sigara ve alkol, yıllarca içildikten sonra kanser yapmaktadır. Asbestin ( amyant ) akciğer, akciğer zarı ve periton kanseri yaptığı çok geç, ancak 1970' de anlaşıldı; tüm önlemler o tarihten itibaren alındıysa da, asbestin neden olduğu kanserler 2020' ye kadar devam edecektir. Örneğin, Japonya' da atom bombası atılışından 7-10 yıl sonra kanserler artmaya başlamıştır. İstanbul Tabip Odası öncülüğünde Prof. Nesrin Seyhan, Prof. Tunaya Kalkan ve Prof. Hilmi Sabuncu başkanlığında yayınlanan “Elektromanyetik Alanlar; Cep Telefonları ve Baz İstasyonlarının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri ve Alınması Gerekli Önlemler” başlıklı bildiri bu konuda referans gösterilen çalışmalardan birisidir. Bildiriye göre, yapılan laboratuar çalışmalarıyla, bağışıklık, sinir, nöroendokrin, kalp ve damar sistemi ve kan parametrelerinin elektromanyetik alanlardan etkilendiğinin görüldüğü, fakat, cep telefonları ve baz istasyonları ile ilgili toplum bazlı çalışmaların yapılması için, yeterli maruziyet süresi geçmediğinden, maruziyetin insan toplulukları üzerinde objektif olarak belirlenmesi epidemiyolojik güçlükler taşıdığı ileri sürülmüştür. Ankara Tabip Odası tarafından yayınlanan bir basın duyurusunda ise, baz istasyonlarının çalışma ilkeler ve olası zararları şu şekilde anlatılmaktadır: “EMR'ler, iyonlaştırıcı EMR'ler ve iyonlaştırmayan EMR’ler olarak iki gruptur. İlk grupta yer alanlar yüksek enerjilerinden dolayı çarptıkları monekülleri iyonlaştırarak, moleküllerin yapısını bozarlar ve olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırırlar. Yapılan çalışmalarda x ışınlarına, gama ışınlarına maruz kalan insanlarda, kanserlerin oluşumu (relatif risk) artmıştır. Baz istasyonları, İyonlaştırmayan Elektro Manyetik Radyasyon (EMR) yayarlar, bunlardan dalga boyu olarak, insan vücut kalınlığı içine düşen mikrodalgalar ve altındaki ışınların, insan vücuduna verdiği zararlar yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Baz istasyonları ve cep telefonlarının yaydığı radyasyon insan dokularında pek çok olumsuz etki yaratmakta, dokularda ayrıca ısı etkisi yaratması yoluyla zarar verebilmektedir. Baz istasyonları gibi alternatif akımla çalışan bütün cihazların etrafında bir elektromanyetik alan (EM) oluşmaktadır. Yapılan deneysel çalışmalar, EM alanına maruz kalan deney hayvanlarında her türlü olumsuz etkiyi belirlemiştir. Yine EM alana maruz kalan meslek grupları üzerine yapılan epidemiyolojik çalışmalar, bu gruplarda lösemi ve beyin kanseri ölümlerinin normal halktan anlamlı bir biçimde yüksek olduğunu göstermiştir." Yapılan ölçümler sonucunda, baz istasyonunun limit değerleri aşmadığı tespit edilmiş olsa bile, değerli bir bilgi olmayacaktır. Yanlış yer seçimi ve hatalı yerleşim ile verilen limit değerlerin aşılması söz konusu olabilecektir. Baz istasyonu anteninin ana hüzmesinin ne yöne baktığı ve yansımalar durumu oldukça değiştirebilmektedir. Tek yönlü yayınlarda mikrodalgalar dar bir hüzme şeklinde gönderildiği düşünüldüğünde hüzme daraldıkça güç artar, dar hüzme çevredeki yakın binalardan ya da balkonlardan yansıdığında ve telefon görüşmeleri çoğaldıkça bu değer artacaktır.
Baz istasyonu neden kullanılır? Baz istasyonları olmadan, örneğin şehir dışına yüksek bir kule kurarak, iletişim sağlanabilir mi?
Baz istasyonları, hücresel haberleşme sistemlerinde merkezi istasyon olarak görev yaparlar. Baz istasyonları olmadan mobil telefonlar iletişim sağlayamazlar. Mobil telefonlar, diğer mobil telefonlarla ve sabit ağ telefonlarıyla baz istasyonlar üzerinden görüşme yapabilirler. Bir baz istasyonunun aynı anda hizmet verebileceği görüşme sayısı sınırlıdır. Bu sayı, baz istasyonuna tahsis edilen taşıyıcı frekans sayısıyla doğru orantılıdır. Bir baz istasyonuna tahsis edilebilecek toplam taşıyıcı frekans sayısı ise sınırlıdır. Hücresel yapı ile birbirini etkilemeyecek uzaklıktaki hücrelerdeki baz istasyonlarda aynı taşıyıcı frekanslar tekrar kullanılarak daha çok sayıda kullanıcının şebekeden yararlanabilmesi sağlanır. Özellikle kullanıcı sayısının yüksek olduğu yerlerde daha küçük hücreler oluşturularak şebekenin kapasitesi arttırılır. Bu amaçla kapsama alanı daha dar olan fakat daha sık aralıklarla baz istasyonları kurulur. Sorudaki gibi şehir dışına tek bir kule kurarak hücresel yapı oluşturulamaz. GSM sistemlerinde mobil telefonlar ve baz istasyonu arasında karşılıklı iletişim olması gerekir. Bundan dolayı baz istasyonu ve mobil telefon arasındaki uzaklık arttıkça, iletişimin sağlanabilmesi için hem kulenin hem de mobil telefonların çıkış güçlerinin arttırılması gerekir. İletişimin hücresel yapı kullanılmadan şehir dışına kurulan bir kule ile sağlanacağı bir yapıda, kuleye yakın mesafelerde ve kuleye uzak olan mobil telefonlarda çok yüksek elektromanyetik alan seviyeleri oluşur.

Elektromanyetik Radyasyon Yayan Ev Aletleri

Hayatımızın her alanında yaygın olarak kullanmakta olduğumuz elektrikli ve elektronik aygıtların vücudumuz üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu değisik çevrelerce dile getirilmektedir.
AC motorlar, dijital bilgisayarlar, hesap makineleri, yazıcılar, modemler, dijital devreler, cep telefonları ve yüksek gerilim hatları gibi birçok aygıt ve tesisatın neden olduğu elektrik ve elektromanyetik alanların insan vücudu üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayacak yani kalkanlama etkisi olan tekstil yüzeylerine olan ihtiyaç artmaktadır. Dünya sağlık örgütü WHO verilerine göre evlerde kullanılan bazı elektrikli alet ve elektronik cihazların neden olduğu elektrik alan siddetleri Tablo 1 ‘de verilmektedir.
Elektrik iletim hatlarının hemen altında  (10kV/m) gibi yüksek değerlere ulasan elektrik alan siddeti evsel kullanım cihazları için 30 cm mesafede çok daha yüksek seviyelere çıkmaktadır. Asağıdaki tablo dikkate alındığında günlük hayatta çevremizde bulunan pek çok cihazın sağlığımız üzerinde tehdit olusturduğu görülmektedir.

Elektrikli cihaz Elektrik alan siddeti (V/m)
Stereo radyo 180, Ütü 120 Buzdolabı 120, Mikser 100, Tost makinesı 80, Saç kurutma makinası 80, Renkli TV 60, Kahve makinası 60, Elektrikli süpürge 50, Elektrikli fırın 8, Ampul 5
Elektromanyetik alanların vücudumuz üzerindeki etkilerini azaltmak , çocuklarımızı korumak ve onlara daha doğal bir yaşama hakkı sağlamak için asağıdaki yöntemler önerilmektedir.
- elektro manyetik dalgalara karsı koruyucu perde , boya veya elbiselerin kullanılması - elektrikli cihazların bir arada ve birbirine yakın mesafede kullanılmaması, - elektrikli cihazların uzun süreli ve yakın mesafede kullanılmaması - uygun besinlerin alınması, A ve C vitaminleri, protein
 
MİKRODALGA FIRIN KULLANIMI VE MİKRODALGA FIRIN ZARARLARI

Mikrodalga fırınların da bilinçsiz kullanılmaktadır. Mikrodalga fırını mutfakların görselliğini tamamlaması açısından herkesin çok rahat görebileceği yere koyuyorlar. Mikrodalga fırın çalıştığı zaman çocuğun baş hizasında olmamalı. 1,40 metrenin mutlaka üstünde olmalı, insanların en az geçtiği yere konulmalı. Mikrodalga fırının bulunduğu duvarın arkasındaki odada çocuk beşiğinin bulunmamalı. Arka tarafına da sızıntı oluyor. Ön tarafına çok ciddi oranda mikrodalga yayıyor. Çalışırken hiçbir zaman yanında durmayacaksınız. En az bir metre uzağında olacaksınız. Çalışırken 20 santimetre önünden bir çocuk sürekli geçiyorsa çocuğu mikrodalgayla ışınlıyorsunuz demektir. Mikro dalga fırın çalıştığı zaman evinizde baz istasyonu var demektir. Mikrodalga fırının çok yakınındaysanız baz istasyonuyla karşı karşıyasınız demektir.
ABD'de bir öğrencinin yaptığı çalışmada birbirine eş iki bitki almış. Yine aynı kaynaktan gelen suyun yarısını mikrodalgada, diğer yarısınıda tencerede kaynatmış.  Sonra bitkilerin birini mikrodalgada kaynatılmış su ile, diğerini tencerede kaynatılmış su ile bir süre sulamış. Bakın sonucu ne olmuş. Yoruma gerek yok . Tıklayınız. 1992 yılında Raum ve Zelt tarafından yayınlanan ‘’Geleneksel şekilde hazırlanan yiyecekler ve Mikro dalgada hazırlanmış yiyeceklerin kıyaslanması’’ başlıklı çalışmada şu noktalar vurgulanmıştır:- ‘’Doğal tıbbın en temel hipotezi insan vücudu alışık olmadığı moleküller ve enerjiler ile karşılaştığı zaman bu molekül ve enerjiler bedene fayda yerine zarar verirler.  Mikrodalgada hazırlanmış yiyeceklerin içinde insanların ateşin keşfinden beri pişirdikleri yiyeceklerinde bulunmayan moleküller ve enerjiler bulunmaktadır. Hâlbuki güneşten ve diğer yıldızlardan gelen mikrodalga enerjinin esası DC/direkt akımdır.  Buna karşılık yapay olarak üretilen mikrodalgalar (ki buna fırınlarda üretilenlerde dâhildir) AC (değişken akımdan) meydana gelir ve dokundukları her yiyecek molekülünde saniyede bir milyarın üstünde polarite değişmelerine neden olurlar. Böyle bir işlemde doğal olmayan moleküllerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Fırınlarda üretilen mikrodalgadan dolayı doğal olarak ortaya çıkan amino asitlerde bile isomerik değişiklikler (şekil değişimleri) olduğu ve toksik formlara dönüştükleri tespit edilmiştir.  Kısa bir sürede tamamlanmış bir çalışmada mikrodalgada hazırlanmış süt ve sebzeleri tüketen kişilerin kanlarında belirgin ve rahatsız edici değişimler olduğu gözlenmiştir. Bu araştırmada sekiz gönüllü değişik şekillerde pişirilmiş aynı besin türlerini tüketmişlerdir.  Mikrodalga fırınlarda işlem görmüş yiyecekler gönüllülerin kanlarında değişimler yaratmıştır. Hemoglobin seviyeleri düşmüş ve toplam beyaz hücreler ile kolesterol seviyeleri yükselmiştir. Buna karşılık lenfositler düşmüştür.  Kandaki enerji ile ilgili değişimleri tespit edebilmek için ışık yayan bakteriler kullanılmıştır. Mikrodalgada işlem görmüş yiyecek tüketiminden sonra kişilerden elde edilen kan serumuyla karşılaşan bakterilerin yaydıkları ışınlarda belirgin bir artış gözlenmiştir.  1991 yılında İsviçre de Dr. Hans Ulrich Hertel ile Lozan Üniversitesinden bir profesörün birlikte yaptıkları araştırmada da yukarıdaki sonuçlar elde edilmiştir.  Bunlara ek olarak Ruslar tarafından tespit edilmiş bir ‘’mikro dalga hastalığı’’ vardır. 1950’li yıllarda Ruslar radarın geliştirilmesi çalışmalarında mikro dalgalara maruz kalmış binlerce işçi üzerinde yaptıkları araştırmada bu kişilerde çok ciddi sağlık sorunları olduğunu tespit etmişler ve bu nedenle mikro dalga kullanımı için kesin kısıtlamalar getirmişlerdir. Buna göre işçiler en fazla 10mikrowatt enerjiye maruz kalabilecekler, siviller için ise bu miktar 1 mikrowatt belirtilmiştir.  ‘’The Body Electric’’ isimli kitabında Robert O.Becker mikrodalga radyasyonunun sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili olarak Ruslar tarafından yapılan araştırmayı ve ‘’mikrodalga hastalığını’’ şöyle tanımlamıştır : ‘’Mikrodalga hastalığının ilk işaretleri düşük kan basıncı ve düşük nabızdır. Daha sonra çoğunlukla sempatik sinir sisteminin kronik olarak uyarılması (stres sendromu) ve yüksek kan basıncı ortaya çıkar.  Bu dönemde baş ağrısı, baş dönmesi, göz ağrısı, uykusuzluk, huzursuzluk, endişe, mide ağrısı, sinirsel gerilim, konsantrasyon bozukluğu ve bunlara ek olarak apandisit, katarakt, üreme organları ile ilgili sorunlar ve kanser görülür.  Kronik semptomlardan sonra adrenalin fazlalığı, koroner damarların bloke olması ve kalp krizleri ortaya çıkar.  Ayrıca lenfatik sorunlarda gözlemlenmiştir ki bu da bazı kanser türlerini önleyebilmek için bedenin ihtiyacı olan gücün daha azalmasına yol açmaktadır.  Yapılan gözlemlerin sonuçlarına göre kanda daha fazla kanser hücresi oluştuğu, ayrıca mide ve bağırsak kanserlerinde de artış olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, daha fazla sindirim sorunu, idrar ve dışkılama sisteminde yavaş yavaş bozulmalar meydana gelmiştir.

Kaynaklar, Makaleler ve Resmi Bilgi Alınabilinecek Adresler


http://www.who.int/inffs/fact182.htm

http://www.cnn.com/HEALTH/

http://www.geocities.com/kbachhuber2000/ems.html

http://www.renyuan.com/battery_renquingfu/

http://www.emk.gazi.edu.tr/

http://www.emk.gazi.edu.tr/konferans.htm

http://www.gnrk.gazi.edu.tr/

http://www.ume.tubitak.gov.tr/lablar/eml_index.htm

http://yunus.hacettepe.edu.tr/~bdalgic/emf.htm

http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs304/en/index.html

http://tr.wikipedia.org/wiki/Baz_istasyonu

http://www.eskisehirbarosu.org.tr/dergi/04/bazistasyonlari.doc

http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=33732

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=584430

http://www.maksimum.com/teknoloji/haber/30/17825.php

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=172321

http://www.milliyet.com.tr/2004/10/20/yasam/axyas02.html

http://www.evrensel.net/06/03/14/toplum.html

http://www.milliyet.com.tr/2004/12/22/yasam/axyas02.html

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=21.01.2008&Newsid=157757&Cate

http://www.milliyet.com.tr/2004/07/13/yasam/yas05.html

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=29.01.2008&Newsid=159296&Categoryid=41

http://www.milliyet.com.tr/2002/05/03/yasam/yas02.html

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=07.02.2008&Newsid=160830&Cate

http://www.milliyet.com.tr/2005/09/29/yasam/yas01.html

http://www.tumgazeteler.com/?a=4036523



Tekstil Teknolojileri Elektronik Dergisi Cilt: 3, No: 1, 2009 (87-101)

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, ÇNAEM, 31/05/1994 Tarih ve B. 02. 1. TAE. 5. .00. 09 ; 045-653-94 Sayılı Rapor.

Istanbul Tıp Fakultesi Dergisi Med 2009;72:77-83 www.itfdergisi.com

Gök Ş . , Soysal Z. , Elektrik akımlarının Canlı Organizmada Meydana Getirdiği Lezyonlar 1983, İstanbul, S:130

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)
E-KÜTÜPHANE İÇERİĞİ : ELEKTROMANYETİK RADYASYON (EMR)

BİLGİSAYAR MONİTÖRLERİNİN YAYDIĞI ELEKTROMANYETİK ALANLAR (35 KB) (01.12.2006 16:05:06)

CEP TELEFONLARININ SAĞLIĞA ETKİLERİ ( Yüksel ATAKAN) (58 KB) (01.12.2006 16:05:37)

BAZ İSTASYONLARI'na İLİŞKİN YARGITAY KARARI (38 KB) (01.12.2006 16:05:58)

CEBİNİZ ÇALIYOR DİKKAT! (Serhan YEDİG) (24 KB) (01.12.2006 16:06:13)

ELEKTROMANYETİK UYUMLULUK YÖNETMELİĞİ (57 KB) (01.12.2006 16:06:37)

RADYASYON HER YERDE (30 KB) (19.04.2007 11:52:38)

ELEKTROMANYETİK ALANLARIN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER (583 KB) (19.04.2007 11:54:22)

ELEKTROMANYETİK RADYASYONDAN KORUNMAK İÇİN PRATİK ÖNERİLER (55 KB) (19.04.2007 11:54:43)

RADYASYON, MİKRODALGA VE KANSER (21 KB) (19.04.2007 11:55:56)

Elektromanyetik Alanların Canlılar ve Cihazlar Üzerindeki Etkileri; Selim Şeker (5067 KB) (21.09.2007 15:18:17)

İyonize etmeyen Elektromanyetik Alanlar ve Biyolojik Etkileri (ELEKTROSMOG) ; Tunaya KALKAN (1407 KB) (21.09.2007 15:23:21)

Dinçer, HasanKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Enerji İletim Hatları Elektromekanik Işınımın Ölçüm Raporları; (2009) Elektrik Mühendisliği Dergisi, 435/ 45-51 s. (920 KB) (16.04.2009 10:32:03)

Tüm bilgiler internet sitelerinden alınmıştır.
30.06.2020
Emcare Tekstil : Piri Reis Mah. Fatih Sultan Mehmet Cad. No 203/d Pk.41700 Darıca - Kocaeli

0 (555) 151 23 57  emcaretekstil.com   elektromanyetikradyasyon.com   İletişim